YILBAŞINDA NE İZLİYORUZ?

Daha geçen günlerde 20.yılını kutlayan ve annemle benim en az 35 kez izlediğimiz filmden bahsedicem. Eğer blogumda bana ait bir şeyler olması gerekiyorsa bu o film işte. Öncelikle While You Were Sleeping'in romantik komedi filmi olduğunu belirtmem lazım. Evet, romantik kitaplara dayanamayan ben bu filmde hüngür hüngür ağlayıp hunharca gülüyorum. Her şeyi ile o kadar mükemmel ki nasıl başlasam bilmiyorum bile ama emin olun ki izlerken içiniz ısınıyor. Merak etmeyin konudan aşağıda bahsedicem, umarım :) Filmi neden bu kadar beğendiğim üzerine çok düşündüm. Sindirella masalı gibi olmasının dışında aklıma direk oyuncular geldi çünkü hepsine aşık oldum.. Sandra Bullock, Bill Pulman derken aslında adını bilmediğim diğer oyuncularada aşık olduğumu fark ettim. Ve film yılbaşında geçtiği için sizin içinizi ısıtıyor tabi bir de aşırı komik (gazete dağıtan bisikletli çocuk diyor ve izleyenlere selam veriyorum). Konusundan bahsedersek; Şikago'nun kış manzarasını hayal edin bu sırada arkada This Will Be (Natalie Cole) çalıyor... Tamam tamam kısa özetlicem. Lucy yalnız başına yaşayan ve metro istasyonunda gişede çalışan bi kızdır ve her gün metroya binen kibar, yakışıklı ve başarılı ama hiç tanımadığı Peter Callaghan'e aşıktır ve onunla ilgili hayaller kurar. Bir gün istasyonda Peter'ın çantasını çalmak isteyen serseleriler tarafından (yanlışlıkla) tren raylarına düşer ve bunu gören Lucy koşarak ona yardım etmeye çalışır tren gelirken son anda onu raylardan çeker ve Peter'ın hayatını kurtarır. Hastaneye gittiklerinde Peter'ı görmesine izin vermezler, Peter komadadır. O da camın arkasından "Ben onunla evlenicektim." der ve bunu hemşire Wanda duyar. Ailesi gelir ve Wanda herkese Lucy'i Peter'ın nişanlısı olarak tanıtır. Ve işte bütün hikaye böyle başlar. Hepsini anlatmak istemedim ama umarım bi şans verirsiniz. Bütün karakterleriyle, olaylarıyla, sözleriyle ve her şeyiyle HARİKA bi film.
Keşke size şu an bütün sevdiğim replikleri ya da sözleri yazabilsem ama imkansız sanırım (o kadar fazla ki!) O yüzden kısa kesicem; "Have you ever fallen in love with someone you haven't even talked to? Have you ever been so alone you spend the night confusing a man in a coma?"
