27 Aralık 2015 Pazar


                         YILBAŞINDA NE İZLİYORUZ?




Daha geçen günlerde 20.yılını kutlayan ve annemle benim en az 35 kez izlediğimiz filmden bahsedicem. Eğer blogumda bana ait bir şeyler olması gerekiyorsa bu o film işte. Öncelikle While You Were Sleeping'in romantik komedi filmi olduğunu belirtmem lazım. Evet, romantik kitaplara dayanamayan ben bu filmde hüngür hüngür ağlayıp hunharca gülüyorum. Her şeyi ile o kadar mükemmel ki nasıl başlasam bilmiyorum bile ama emin olun ki izlerken içiniz ısınıyor. Merak etmeyin konudan aşağıda bahsedicem, umarım :) Filmi neden bu kadar beğendiğim üzerine çok düşündüm. Sindirella masalı gibi olmasının dışında aklıma direk oyuncular geldi çünkü hepsine aşık oldum.. Sandra Bullock, Bill Pulman derken aslında adını bilmediğim diğer oyuncularada aşık olduğumu fark ettim. Ve film yılbaşında geçtiği için sizin içinizi ısıtıyor tabi bir de aşırı komik (gazete dağıtan bisikletli çocuk diyor ve izleyenlere selam veriyorum). Konusundan bahsedersek; Şikago'nun kış manzarasını hayal edin bu sırada arkada This Will Be (Natalie Cole) çalıyor... Tamam tamam kısa özetlicem. Lucy yalnız başına yaşayan ve metro istasyonunda gişede çalışan bi kızdır ve her gün metroya binen kibar, yakışıklı ve başarılı ama hiç tanımadığı Peter Callaghan'e aşıktır ve onunla ilgili hayaller kurar. Bir gün istasyonda Peter'ın çantasını çalmak isteyen serseleriler tarafından (yanlışlıkla) tren raylarına düşer ve bunu gören Lucy koşarak ona yardım etmeye çalışır tren gelirken son anda onu raylardan çeker ve Peter'ın hayatını kurtarır. Hastaneye gittiklerinde Peter'ı görmesine izin vermezler, Peter komadadır. O da camın arkasından "Ben onunla evlenicektim." der ve bunu hemşire Wanda duyar. Ailesi gelir ve Wanda herkese Lucy'i Peter'ın nişanlısı olarak tanıtır. Ve işte bütün hikaye böyle başlar. Hepsini anlatmak istemedim ama umarım bi şans verirsiniz. Bütün karakterleriyle, olaylarıyla, sözleriyle ve her şeyiyle HARİKA bi film.

        


Keşke size şu an bütün sevdiğim replikleri ya da sözleri yazabilsem ama imkansız sanırım (o kadar fazla ki!) O yüzden kısa kesicem; "Have you ever fallen in love with someone you haven't even talked to? Have you ever been so alone you spend the night confusing a man in a coma?"


11 Aralık 2015 Cuma

KASABADA BİR CADI incelemesi

Daha kitabı okumadın ne bu acele? dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız valla ne diyeyim, özlemişim buraları dayanamadım şimdi yazayım dedim. Şuan ki yazım daha çok kitap incelemesi gibi olsun düşünüyorum ama altta neler olur bende bilmiyorum kitabı bitirince yorumumu burada da instagram hesabımda da paylaşıcam :)

Öncelikle kitap üçleme, Winter Trilogy, ilk kitap Kasabada Bir Cadı onu Aşık Cadı takip ediyor ve son kitap ise Yalnız Cadı. Ama sanırım sadece ilk kitap çevrildi. Her neyse kitabın konusundan bahsetmek gerekirse; Anna, Winter kasabasındaki yeni evine taşındığında buranın biraz garip, hatta adeta büyülü göründüğünün farkındaydı. Fakat yine de biri gelip, ona kendisinin bir cadı ve gizemli yeni evinde bulduğu eski kitabın da bir büyü kitabı olduğunu söyleseydi, buna kahkahalarla gülerdi. Tabii, o muhteşem aşk büyüsünü denemeden önce. Okulun en yakışıklı çocuğu Seth Waters, Anna'nın karşısına geçip ona aşkını ilan ederken, doğru mu söylüyordu? Bu sırada, gittikçe büyü dünyasının çekimine kapılan Anna'nın gizli güçleri, kasabadaki cadılar konseyinin de dikkatini çekiyordu. Fakat konseyin kuralları, cadı klanları arasında bölünmelere yol açarak, kasabayı büyük bir savaşın eşiğine getiricekti. Peki, Anna hisleri ve geleceği arasındaki bu büyük savaşta, kalbinin sesini dinleyebilecek miydi?
 Açıkcası aşk büyüsüydü cadı klanlarıydı falan aşırı ilgimi çekti. Periler, melekler, vampirler derken cadılarla ilgili çok az kitap okuduğumu fark ettim. O yüzden ilk sıraya bu kitabı koydum. Hatta yazarın yeni serisinin ilk kitabı da çıkmış Witch Finder diye ama bizde daha çevrilmedi. İnşallah hemen çevrilir ^.^ Okuyup yorumumu paylaşmak için sabırsızlanıyorum şimdiden, tatlı haftasonları :*