27 Aralık 2015 Pazar


                         YILBAŞINDA NE İZLİYORUZ?




Daha geçen günlerde 20.yılını kutlayan ve annemle benim en az 35 kez izlediğimiz filmden bahsedicem. Eğer blogumda bana ait bir şeyler olması gerekiyorsa bu o film işte. Öncelikle While You Were Sleeping'in romantik komedi filmi olduğunu belirtmem lazım. Evet, romantik kitaplara dayanamayan ben bu filmde hüngür hüngür ağlayıp hunharca gülüyorum. Her şeyi ile o kadar mükemmel ki nasıl başlasam bilmiyorum bile ama emin olun ki izlerken içiniz ısınıyor. Merak etmeyin konudan aşağıda bahsedicem, umarım :) Filmi neden bu kadar beğendiğim üzerine çok düşündüm. Sindirella masalı gibi olmasının dışında aklıma direk oyuncular geldi çünkü hepsine aşık oldum.. Sandra Bullock, Bill Pulman derken aslında adını bilmediğim diğer oyuncularada aşık olduğumu fark ettim. Ve film yılbaşında geçtiği için sizin içinizi ısıtıyor tabi bir de aşırı komik (gazete dağıtan bisikletli çocuk diyor ve izleyenlere selam veriyorum). Konusundan bahsedersek; Şikago'nun kış manzarasını hayal edin bu sırada arkada This Will Be (Natalie Cole) çalıyor... Tamam tamam kısa özetlicem. Lucy yalnız başına yaşayan ve metro istasyonunda gişede çalışan bi kızdır ve her gün metroya binen kibar, yakışıklı ve başarılı ama hiç tanımadığı Peter Callaghan'e aşıktır ve onunla ilgili hayaller kurar. Bir gün istasyonda Peter'ın çantasını çalmak isteyen serseleriler tarafından (yanlışlıkla) tren raylarına düşer ve bunu gören Lucy koşarak ona yardım etmeye çalışır tren gelirken son anda onu raylardan çeker ve Peter'ın hayatını kurtarır. Hastaneye gittiklerinde Peter'ı görmesine izin vermezler, Peter komadadır. O da camın arkasından "Ben onunla evlenicektim." der ve bunu hemşire Wanda duyar. Ailesi gelir ve Wanda herkese Lucy'i Peter'ın nişanlısı olarak tanıtır. Ve işte bütün hikaye böyle başlar. Hepsini anlatmak istemedim ama umarım bi şans verirsiniz. Bütün karakterleriyle, olaylarıyla, sözleriyle ve her şeyiyle HARİKA bi film.

        


Keşke size şu an bütün sevdiğim replikleri ya da sözleri yazabilsem ama imkansız sanırım (o kadar fazla ki!) O yüzden kısa kesicem; "Have you ever fallen in love with someone you haven't even talked to? Have you ever been so alone you spend the night confusing a man in a coma?"


11 Aralık 2015 Cuma

KASABADA BİR CADI incelemesi

Daha kitabı okumadın ne bu acele? dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız valla ne diyeyim, özlemişim buraları dayanamadım şimdi yazayım dedim. Şuan ki yazım daha çok kitap incelemesi gibi olsun düşünüyorum ama altta neler olur bende bilmiyorum kitabı bitirince yorumumu burada da instagram hesabımda da paylaşıcam :)

Öncelikle kitap üçleme, Winter Trilogy, ilk kitap Kasabada Bir Cadı onu Aşık Cadı takip ediyor ve son kitap ise Yalnız Cadı. Ama sanırım sadece ilk kitap çevrildi. Her neyse kitabın konusundan bahsetmek gerekirse; Anna, Winter kasabasındaki yeni evine taşındığında buranın biraz garip, hatta adeta büyülü göründüğünün farkındaydı. Fakat yine de biri gelip, ona kendisinin bir cadı ve gizemli yeni evinde bulduğu eski kitabın da bir büyü kitabı olduğunu söyleseydi, buna kahkahalarla gülerdi. Tabii, o muhteşem aşk büyüsünü denemeden önce. Okulun en yakışıklı çocuğu Seth Waters, Anna'nın karşısına geçip ona aşkını ilan ederken, doğru mu söylüyordu? Bu sırada, gittikçe büyü dünyasının çekimine kapılan Anna'nın gizli güçleri, kasabadaki cadılar konseyinin de dikkatini çekiyordu. Fakat konseyin kuralları, cadı klanları arasında bölünmelere yol açarak, kasabayı büyük bir savaşın eşiğine getiricekti. Peki, Anna hisleri ve geleceği arasındaki bu büyük savaşta, kalbinin sesini dinleyebilecek miydi?
 Açıkcası aşk büyüsüydü cadı klanlarıydı falan aşırı ilgimi çekti. Periler, melekler, vampirler derken cadılarla ilgili çok az kitap okuduğumu fark ettim. O yüzden ilk sıraya bu kitabı koydum. Hatta yazarın yeni serisinin ilk kitabı da çıkmış Witch Finder diye ama bizde daha çevrilmedi. İnşallah hemen çevrilir ^.^ Okuyup yorumumu paylaşmak için sabırsızlanıyorum şimdiden, tatlı haftasonları :*

28 Ekim 2015 Çarşamba





NEREDE KALDIN CANSU?







  Uzun zamandır aktif bi şekilde ne blogumu ne de instagram sayfamı kullanabildim en azından bana göre :/ Okuduğum kitap bir aydır elimde sürünüyor. Ama bi sorun arkadaşlar "Neden?" diye, cevap çok basit; 1)Derslerden dolayı beynim burnumdan aktı ve aktif olamadım. 2)Kendimi dizilere çok kaptırdım. İşte bu ikinci neden beni bunu yazmaya ikna etti. Size son zamanlarda izlediğim dizileri bi yazayım dedim. İzledikleriniz varsa bana yazabilirsiniz uzun uzun konuşuruz :D


1) FRİNGE: İlk sezonu dün gece bitirdim, izleyin izlettirin. Vay annesini ya adamlar ne diziler yapıyor izlerken bu nasıl bi kurgu nasıl bi hayal gücüdür yav diyorsunuz. Normal yabancı dizilerden 10 dakika daha uzun ve ilk bölümler belki sıkıcı gelebilir ama emin olun ki sonrasında çok sarıyor. 5.sezonda final yapıyor :(

2) GOTHAM: 5 günde ilk sezonu bitirmeyi becerip yetiştim diziye ay ay ay Jim Gordon. Dizi daha çok Jim'in maceralarını anlatıyor bu sırada Bruce'nin küçüklüğünü görüyoruz çok tatlı yaa daha o sıralar ölümcül bakışlarını atamıyorken :D Kadroya bayıldım ben cidden. Dizinin dün 6.bölümü yayınlandı 2.sezonda. Daha çok geç değil.

3)LIMITLESS: Bir aşık olunası dizi daha... Bradley Cooper olduğu için mi desem yoksa Jake Mcdorman'ın tatlılığı mı desem emin değilim. İkisine de aşığım. Bildiğimiz film olan Limitless'in devamı. Bu sırada aradan 4 yıl geçiyor tabi. Dizi tam sezon onayı aldı şuan 1.sezonda.

4) THE FLASH: Bana göre 2.sezona çok iyi bi başlangıç yaptı, o kadar olay oldu ki daha ilk bölümden "Amanın!" dedim. Flash'ı nasıl anlatırım emin değilim diziyi her şeyiyle seviyorum. Nefes almadan izliyorum. Anlatamadı.

5) Agents of S.H.I.E.L.D. : 3.sezon ayrı bi harika! 1 ve 2, 3'e nazaran sönük kalır ama gerçi 2.sezon sırasında Age of Ultron çıkmıştı baya bi gönderme falan olmuştu hem öncesi hem sonrası için o zamanları hiçbir şeye değişmem. Şimdi düşününce ilk sezonda da Avengers'a baya gönderme olmuştu. O zamanları da sevmişitim. Sanırım ben direk diziyi seviyorum ya.

6) SCREAM QUEENS: Scream dizisinin daha komik versiyonunu düşünün, hah! aradaki fark sadece o çünkü. Emma Roberts oynuyor diye başlamıştım diziye ama sonra sardı şimdi Allah için. Daha ilk sezonda, bugün 7.bölüm yayınlanıcak diye biliyorum.

**7) Bu kısım yeni başlayan dizileri içeriyor. Supergirl ve Guardians of the Galaxy'den bahsediyorum yani. Aslında Guardians of the Galaxy'nin ilk bölümü yayınlandı ama aradan baya uzun zaman geçti, dün 2.bölüm yayınlandı umarım hep böyle bekletmezler. Bu arada dizi, animasyon ama benim için sıkıntı yok bundan öncede Young Justice, Justice League ve Avengers Assemble gibi dizileride izledim. Bence çizgi dizi seviyorsanız izlemelisiniz hepsi aşık olunası.

3 Ekim 2015 Cumartesi

SİZİ DEPRESYONDAN ÇIKARABİLECEK 6 FİLM ve ONLARIN KİTAPLARI

Ne zaman kendimi çevremden uzak hissetsem direk bu kitapların filmlerine koşuyorum. Ha kitap ha film diye düşündüm bende, zaten bir çoğunun kitabını da okudum. Neyse işte size benim izlemekten zevk aldığım aynı zamanda kitaplarınıda beğendiğim liste gibi bir şey hazırladım. Bunlardan beni en çok etkileyen kesinlikle Ye, Dua Et, Sev olmuştur. Hem kitabını okumuş hem de filmini izlemiş biri olarak söylüyorum. Kitapla tanıştığımda 11.sınıfa gidiyordum ve bana yaşadığım hayatı sorgulatmıştı. Kendimi "Neden hala buradayım?" , "Cidden mutlu muyum ben olmaktan?" ya da "Hayatımdan memnun muyum?" gibi sorular sorarken bulmuştum. Kitaptan sonra filmini izlediğimde ise her şeyi bırakıp gitmek ve kendimi bulmak istemiştim. Tabiki bunu yapamadım, bende erkek arkadaşımdan ayrıldım. Sonunun güzel gittiği söylenemez ama 8 aydan sonra ilk defa kendimi bu kadar özgür hissetmiştim. Bu durumdan ne kadar zevk aldığımı keşfedip kendimden korksamda Liz'in yaptıklarını yapsam kim bilir nasıl deliririm diye düşünmedim değil. Kısacası filmi gece izlemeyin arkadaşlar, etkiliyor (yani en azından beni baya etkilemişti). Buna benzer konusu olan bir diğer kitap ise Hiçliğin Kıyısında, şu an onu okuyorum. Hayallerini takip eden ya da bir anda her şeyi bırakıp gidebilen insanlara hayranım. Bizde de Türk anneleri olmasa gidicez de işte... Bi bulsa kafamı uçurur. Hatta kafamı uçurmak için benimle bi dünya dolaşır ya neyse. Life goal, başına çok kötü bir şey geldiği an o gerçekten kaç ve bütün paranla en yakın seferin olduğu bi uçağa atla, gittiğin yerin sokaklarını keşfet ve True Love'ın ile tanış. Live happily ever after.
Diğer kitaplara/filmlere gelirsek kendinizi o kadar çok kaptırıyorsunuz ki, durumunuzu ya da nasıl hissettiğinizi düşünemiyorsunuz bile, çok ciddiyim hepsi çok akıcı! Ölümcül Kaçış'ı bitirmem bi gecemi almıştı sadece. Aklıma şimdilik bunlar geldi ama listenin aslında daha uzun olduğunu biliyorum. Aklıma geldikçe ekler ve sizide haberdar ederim, xo.

1) Ye, Dua Et, Sev, Elizabeth Gilbert
2) Harry Potter serisi, J. K. Rowling
3) Yüzüklerin Efendisi serisi, J. R. R. Tolkien
4) Kitap Hırsızı, Marcus Zusak
5) Uyumsuz serisi, Veronica Roth
6) Labirent serisi, James Dashner

Ek olarak "iki tane" daha film seçeğeni önereceğim;
7) Benim için, ben = Disney animasyonları. O yüzden size de tavsiye etmesem olmazdı. Nasıl hala bu kadar etkilenebildiğime dair hiçbir fikrim yok ama ben DİSNEY animasyonlarının hepsine aşığım! Hala onlarla gülüp, onlar için ağlama yeteneğine sahibim. Genel olarak klasikleri seviyorum ama yenilerde idare eder. Ne idare ederi hala oturup zevkle izliyorsun Cansu, kabul et.

8) Ve tabiki Nicholas Sparks kitaplarının filme uyarlanmış halleri, nasıl yazacağımı bilemedim. Çaktırmayın. Size blog başlarına doğru yine önermiştim ve tekrar öneriyorum, ileride de tekrar önereceğim. Kitaplarını daha okuyamadığım için sadece filmlerini önermekle yetiniyorum. Bu filmleri es geçmeyin ve içindeki mucizeyi görün. Hepsi bana göre mucizevi, annemle beraber The Longest Ride'ı izledik en son. Annem çok sıradan bulurken ben o sırada gözyaşlarımı tutmaya çalışıyordum. Zevkler değişebilir ama bi şans verin. The Notebook, Safe Haven, Lucky One, A Walk To Remember.. Kısacası hepsi harika size listesini atabilirim. Çok konuştum yine -.-'

28 Eylül 2015 Pazartesi



BuzzFeed'i bilmeyeniniz yoktur, bende dün gece sayfasında takılırken "Tüm zamanların en iyi okunması gereken genç-yetişkin kitaları" diye bi' başlık gördüm. Aklıma direk siz geldiniz! Evet, mükemmel ingilizcem ile sizi aydınlatmayı planlıyorum :D Bazı kitaplar ülkemizde çevrilmemiş olsa da sonlara doğru bizim favori kiaplarımız geliyor, so don't worry. Bu arada Goodreads puanlarınıda yanına yazıyorum 5 üzerinden değerlendiriliyor, haberiniz olsun :* Eğer arzu edersin bana kitapların konusu hakkında mesaj atabilirsiniz böylece bende sizin için çevirip konuyu anlamanızda yardımcı olabilirim, umarım ^.^ Daha fazla uzatmadan konuya geçiyorum o zaman;

37. Little Woman, Louisa May Alcott 4.1
36. Under the Never Sky, Veronica Rossi 4.2 (Sonsuz Gökyüzünün Altında)
35. Shatter Me, Tahereh Mafi 4.03 (Bana Dokunma)
34. A wrinkle in Time, Madeleine L'Engle 4.3
33. Brown Girl Dreaming, Jacqueline Woodson 4.3
32, The Absolutely True Diary of a Part-Time Indian, Sherman Alexi 4.10
31. To All the Boys I've Loved Before, Jenny Han 4.11
30. The Giver, Lois Lowry 4.11 (Seçilmiş Kişi)
29. The Immortal Rules, Julie Kagawa 4.12
28. I'll Give You the Sun, Jandy Nelson 4.15
27. Eleanor & Park, Rainbow Rowell 4.15
26. Legend, Marie Lu 4.19 (Efsane)
25. Anne of Green Gables, L. M. Montgomery 4.20
24. Red Rising, Pierce Brown 4.20 (Kızıl Yükseliş)
23. The Lightning Thief, Rick Riordan 4.20 (Percy Jackson ve Şimşek Hırsızı)
22. The Perks of Being a Wallflower, Stephen Chbosky 4.20 (Saksı Olmanın Faydaları)
21. All the Bright Places, Jennifer Niven 4.21
20. Angelfall, Susan Ee 4.21 (Meleğin Düşüşü)
19. Since You've Been Gone, Morgan Matson 4.21
18. The Demon King, Cinda Williams Chima 4.21
17. The False Prince, Jennifer A. Nielsen 4.21 (Kayıp Prens)
16. Obsidian, Jennifer L. Armentrout 4.26 (Obsidyen)
15. Alanna: The First Adventure, Tamora Pierce 4.26
14. A Monster Calls, Patrick Ness 4.27
13. Howl's Moving Castle, Diana Wynne Jones 4.29 (Yürüyen Şato)
12. An Ember in the Ashes, Sabaa Tahir 4.29
11. Impulse, Ellen Hopkins 4.29
10. The Darkest Minds, Alexandra Bracken 4.30 (Karanlık Zihinler)
9. A Court of Thorns and Roses, Sarah J. Maas 4.30 (Ateş ve Diken)
8. Divergent, Veronica Roth 4.30 (Uyumsuz)
7. Aristotle and Dante Discover the Secrets of the Universe, Benjamin Alire Saenz 4.31
6. Clorkwork Angel, Cassandra Clare 4.32 (Mekanik Melek)
5. The Book Thief, Marcus Zusak 4.35 (Kitap Hırsızı)
4. The Fault in Our Stars, John Green 4.36 (Aynı Yıldızın Altında)
3. The Hunger Games, Suzanne Collins 4.38 (Açlık Oyunları)
2. Hopeless, Colleen Hoover 4.39 (Umutsuz)
1. Harry Potter and the Sorcerer's Stone, J. K. Rowling 4.40 (Harry Potter ve Felsefe Taşı)

Evet gördüğünüz üzere puanlar bunlar, Harry Potter, Karanlık Zihinler, Açlık Oyunları ve Uyumsuz gibi serilerin bile bu puanları aldıklarını görünce ister istemez acaba tam puan alan kitaplar hangileri ya da ben hiç okudum mu? gibi sorulara yöneldim. Sanırım bi sonraki blog konum bu olacak, o zamana kadar kendinize iyi bakın herhangi bir şeyde bana yazabilirsiniz, öptüm.




25 Mart 2015 Çarşamba


Bir "yaa daha fazla kitap almak istiyorum ama okuyacak çok kitabım var yaa" bölümüne hoşgeldiniz...

Geçen (sunumumu hazırlarken) dedim ki, hadi şu istediğim kitapları yazayım da bi hesaplayayım bakalım ne kadar tutucak. Hesaplamaz olaydım. İlk başta yanlış hesaplayıp 270 lira tuttu bende üzüldüm ayy çok tuttu ya dedim. Halbuki bu  zaten uygun olan fiyatmış keşke öyle olsaydı dedim çünkü hesaplayınca 420 lira tuttu. Tabi aile fertlerine bunu açıkladığımda şok... Bu arada fiyatları Okuoku ve Kitapyurdu'ndan karşılaştırarak yaptım çok bi fark yok genelde ama istediğim kitapların en uygun fiyatlısı Okuokuda. Hoş onlarda geçen kitapların hepsini hasarlı getirmişti tabi kitaplık ayracıda hak getire (baygın bakış emojisi). Onun dışında şöyle bir şey düşündüm dedim ki iki kitap sitesinden de alışveriş yapayım yani en uygun fiyat hangisindeyse o kitabı oradan alayım. Eğer öyle yaparsam neredeyse 120 liralık bi kar oluyor. Bazı kitaplarda cidden siteler arası çok fark vardı. Okuoku'dan alacağım kitaplar 211 lira Kitapyurdu'ndakiler ise 196.87 tutuyor ki Okuoku'dan alacalarım daha fazla. Her nerse kendimi şu an "sakin ol cansu daha okuman gereken 51 kitap var" diyerek teselli ediyorum. Sanırım bu bi hastalık, yani kitap almak. İhtiyacım yok ama almak istiyorum hatta gece gündüz tek düşündüğüm şey bu şaka gibi.

11 Mart 2015 Çarşamba


Kalbiniz kırıksa ve kaçıyorsanız, gidebileceğiniz tek bir yer var...

İlk defa bir kitabı okumadan önce size kısa bir kaç bilgi vereceğim :)

Aşkım New York daha önce okuduğum diğer kitaplardan biraz daha farklı konusu itibari ile önce size konusunu anlatayım sonra bir iki detay bilgi vereyim hadi bakalım... 

Kesin olan bir şey var Angela Clark dünyanın en muhteşem şehrine aşık oldu.
Yanına buruşuk bir nedime elbisesi, bir çift Louboutin ve pasaportunu alan Angela, sadakatsiz erkek arkadaşından kaçmak için kendini ilk uçağa attı. İstikamet New York, ileri!
Sevimli bir otel odasına yerleşen Angela, yeni en iyi arkadaşı Jenny sayesinde New York stiline birindi ve uyku nedir bilmeyen bu şehre hızlı bir giriş yaptı. Ve Angela, ne olduğunu anlayamadan kendini aynı anda iki erkekle flört ederken buldu. Daha da iyisi, yeni blogunda yaşadıklarını yazmaya başladı. Ancak okuyucularla romantik ikilemlerini paylaşırken atıp tutmak işin kolay tarafıydı!

-Yazara gelecek olursak (Lindsey Kelk) olayların devam ettiği I heart London , Paris, Christmas, Hollywood, Vegas gibi bir çok kitabı var ama bizde sadece New York kitabı çevrilmiş umarım devamıda gelir (bu kitabı görüp aldığım için kendimi çok sanşlı hissediyorum ama keşke kapağını daha kaliteli yapasaydınız Artemis Yayınları)

-Kitabın arkası oldukça aydınlatıcı bunu her nekadar instagramda da söylesem New York'a bu kitapla gidersenz kaybolmazsınız o kesin!
Kitabı bitirip bir an önce yorumumu instagramda paylaşmak istiyorum ^.^ Tekrar yazmak güzel, özlemişim şimdilik bu kadar kendinize iyi bakın :*

17 Ocak 2015 Cumartesi

WE ARE THE STARBUCKS GİRLS!!!

Bu kadar coolluk yeter sanırım. Klasik Cumartesi günü! Yay! Öncelikle hava harika eğer evdeyseniz mutlaka dışarı bi çıkın ben öyle yaptım ve bu iki yeni bebekle karşılaştım ^.^ Her yerde her sayfada bu kitapları görmek bile merakımı uyandırmaya yetti zaten bir de üstüne ikisine toplamda 20 lira verince benden mutlusu olamaz sanırım nihahaha çok şanslıyım! Kadiköydeydim bende Akmar'a uğrayayım dedim hiç birşey bulamadım bunun üzerine cidden yıkıldım sonra yürüken sokakta bi apartmana dayanmış bi kitaplık var orada da çirkef bi abla var (asla indirim yapmaz) bunları gördüm direk atıldım. Zaten 20 lira olduğu için direk aldım bu sefer onunla pazarlık yapmamaya kararlı bi şekilde. Sadece ikinci eller ama çok temiz okumuş kim okuduysa, yeni gibi! Ve ben aşık oldum. Evet bu yazıda burada biter kendinize iyi bakın Okuoku.com'dan kitaplarım gelince tekrar yazmak dileğiyle :)

16 Ocak 2015 Cuma

YILDIZ ÇARPMASI - MARK SCHREIBER

Kitap dün gece bitti ve cidden muhteşemdi. Bu kadar iyi olacağını tahmin etmiyordum. Klasik sıradan bir kızın hayatını ele alsada komik anlatım şekli ve Ben beni benden aldı (evet binlerce ben havada uçusuyor) konuyu anlatacağım ve birazcık SPOİLER içerebilir. Baş karakterimiz Christy. Christy eski sorunlu sevgilisinin adını göğsünden sildirmek için plastik cerrahına gider, sırasını beklerken bi çocukla konuşmaya başlar ve adının Ben olduğunu öğrenir ve Ben de eski sevgilisinin adını sildirmek için gelmiştir. Kolunda CHRISTY yazıyordur. İnanabiliyor musunuz? Tabi ki Christy ona dövmesinden bahsetmez ve doktorun odasına girer. Çıktığında ise Ben ortalarda yoktur ve Christy ne kadar istemesede Ben'i düşünmeden duramaz. Milyonuncu bisikletini çaldırışından sonra yeni bir bisiklet almak için bisikletçiye gider ve orada Ben ile karşılaşır. Konuşurlar ve Christy "18 yaşındayım" der çünkü Ben 18 yaşındadır ve kendinden 2 yaş küçük bir kızla çıkmak isteyeceğini hiç sanmıyordur. Christy, Ben'e burcunu sorar (astronomiye çok takıntılı bi kızımız) Ben ise balık der ve Christy iyi anlaşacaklarına emin olur ama yine de ona kendi astrologuna gitmesini söyler, Svetlana'ya, ve Ben'de gider. Christy bundan cidden etkilenir zaten Svetlana'dan da yeşil ışık gelir.
Ben, Christy'i eve bırakır ve ailesiyle tanışır. Ailesi onu yemeğe çağırır. Christy bunu istemesede Ben teklfi kabul eder ve yarın için sözleşirler. Yarın olduğunda Ben ortalarda yoktur ve Christy, Ben'in hala numarasını almadığını fark eder. Dışarı ona bakmak için çıktığında kötü bir süprizle karşılaşır. Esi sevgilisi BENJAMIN! Hapishaneden çıkmış (kaçmamışta) kanlı canlı karşısında durur ve Christy'e onca mektubuna neden cevap vermediğinin hesabını sorar. O sırada Ben gelir ve Christy onu aile dostu bi çiçekci olarak tanıtır böylece olay sonlanır. En azından şimdilik. Ben olayı çakar ve sinirden napıcağını bilemez. Christy'nin güvenliğinden endişeleniyordur. Bu sırada Christy'nin ailesi Ben'e bayılır. Ben'inde babası intihar ettiği ve annesi ile 8 yıldır görüşmediği için o da Christy'nin ailesine bayılmıştır. Christy ve Ben daha çok takılmaya başlamışlardır ve harika zaman geçiriyorlardır. Ben bir gün ona süpriz yapar ve bu sefer ki diğerlerinden daha farklıdır. Christy'nin babasının finans şirketinde onunstajerlik yapması için görüşme ayarlar ve tabi bende başvurur. Böylece yazı birlikte çalışarak geçireceklerdir. Christy ilk başta memnun olmasa da sonradan işine alışır ve hoşuna gider. Her şey harikadır. Fakat artık doğruları söylemenin zamanı gelmiştir. Mesela Christy'nin yaşı gibi. Ve Christy, Ben'e itiraf eder ilk başta çok sinirlenip onu evden kovmaya kalksada Christy'nin çabaları sayesinde tekrar barışırlar. Böylece sıra Ben'e gelir. Ben, Christy'i yine akşam yemeğine evine çağırmıştır ve o yemek yaparken Christy de etrafı karıştırıyordur birden pasaportunu görür. Küçük Ben ne kadar da tatlı derken birden gözü doğum tarihine kayar. Ben'in balık burcu olması imkansızdır Ben yay burcudur! Christy'nin burç konusunda ne kadar hassas olduğunu bildiği halde ona yalan söylemiştir ve Christy'nin yay burcundakilerden uzak durması gerekmektedir. Svetlana onu uyarmıştır "Yaylardan uzak durmalısın" diye çünkü Benjamin'de yaydır. Dünyası yıkılan Christy, Ben'i terk eder. Depresyonla geçen haftalardan sonra Svetlana onu arar ve onu ofisine çağırır bir de gider ki Ben'de oradadır! Ben'in yıldız haritasını tekrar çıkarmış ve oğlak ile yayın birleşmesinin dünyanın sonu olmadığını göstermiştir. Böylece araları tekrar düzelir ve eski günlere dönerler. Tek sorun Benjamin'dir. Ben'in aşırı kıskançlığı ve Benjamin'in Christy'i rahatsız etmesi aşırı sıkıcı bi hal almıştır. Tekrar araları bozulur. Ben, Christy'nin telefonlarını açmaz. Christy'de Ben'in evine gider ve yedek anahtarla eve girer. Birden kendini Ben'in odasını karıştırırken bulur ve annesiyle ilgili birkaç gerçek öğrenir. Ben'i annesiyle birleştirmeye çalışsada başarılı olamaz, rehabilitasyonda ki annesi Ben ile konuşmak istmez. Bu sırada Benjamin, Ben'e Christy'nin dövmesini anlatır yine tartışırlar ama tekrar araları düzelir. Christy, okul çıkısında onu almaya gelen Ben'e doğru yürürken Benjamin'i görür ve 2 el tabanca sesi duyar bunun üzerine Christy, Benjamin'e doğru koşsada artık çok geçtir. Benjamin ölmüştür. Christy bunla ilgili kabuslar görmeye başlar... Yağmurlu bir günde Christy, Ben'e ulaşamaz en sonunda hava durumu çok büyük bir fırtınanın geldiğini söylediği halde bisikletini alıp Ben'in evine gider. Ev boştur. Christy zaten Ben'in sonunun intihar eden babası gibi olacağından korkmaktadır ve golf sopalarını yerde dağınık halde görünce aklına tek bir yer gelir. Golf sahası, fırtınalı havalara ve yıldırım düşmelerine Ben'in ne kadar kadar merakı olduğunu bilen Christy bisikletle direk oraya gider ve Ben'i orada bulur. Golf sopasıyla üzerine yıldırım düşmesini bekliyordur. Christy onu durdurmaya çalışsada başaramaz en sonunda o da sopaya tutunur ve beklerler lakin fırtına bitmiştir. Onların fırtınası da bitmiştir ve her şey yoluna girmiştir vee kitap burada biter ^.^

Evet az da olsa bi gelişme var yazımda yani :D Ama bunu yazmak için çok zaman harcadım o yüzden lütfen bana düşüncelerinizi yazın sevgilerle :)

13 Ocak 2015 Salı

  KIŞIN YAPILACAK EN GÜZEL ŞEYLER

Dışarısı buz gibi, ıslak ve çamurlu. Ben evde kalmayı tercih edenlerdenim ^.^ Dışarı çıkmak içinde biraz tembelim ben :D Bu yüzden tüm günümü evde geçirmeye karar verdim ve işte yapılması hem boş zamanlar için birebir ve eğlenceli bir kaç tavsiye :)
Hazır evdeyken, ki ben yalnız olmayı tercih ederim, güzel uzun bi kahvaltı hazırlarım. Devamlı dolduracağım sıcak çayımla internette ya da telefonda takılır biraz vakit geçiririm. Orayı toparladıktan sonra eğer ev temizlenecekse kesin o zaman yaparım ya da biraz egzersiz yaparım (bizim evde koşu bandı var. Koşu bandına çıkıp kulak zarımı patlatacak kadar açtığım müziğime eşlik ederim) ardından sıcak bi duş vee hemen bi Nescafe Sütlü Köpüklü yapar en rahat koltuğuma en sevdiğim battaniyeme de sarınıp güzel bi film açarım (Şahsen ben Nicholas Sparks'ın filmlerine aşığım. Bayılıyorum bu adama yani reklamı bile olsa saatlerce tekrar tekrar izlerim ^.^ ) Bu sefer Safe Haven'i izledim. Off ne filmdi yaa. Mutlaka izleyin. Bu arada bu adamın filmlerinin müzikleri de bi harika mutlaka filmi izledikten sonra youtube'dan hepsini indiririm tabi onun ardından iyicene mayışmış olacağım için güzel kokulu bi tütsü ve iyi bir kitapla bu harika zamanın devamını getiririm. ( Şu an Yıldız Çarpmasını okuyorum.) Ben biraz midesiz olduğum için patlamış mısırda iyi gider yanında diye düşünür bi paket patlamış mısır açarım ^.^ Ardından güzel bi yemek ya da tatlı yaparım (ki ben bu konuda biraz özürlüyüm bayaa uzun sürer ama deneyim olmuş olur di mi?) sofrayıda kurar evdekilerin gelmesini beklerim onları beklerken eğer hala zamanım kalırsa ya ödevlerimi yaparım ya da televizyon izlerim ve böylece harika bi boş zaman geçirmiş olurum. Bu arada bu zamanlar da hava hafif kapalı, yağmurlu ya da karlı olursa daha çok mutlu olacağımıda belirtmek istiyorum o havalara bayılıyorum. 
Ya da sadece dışarıda arkadaşlarınla kahve eşliğinde dedikodu ya da muhabbette sarar ya da siz onları evinize çağırın! Nasılsa yemek ya da tatlı yaptınız (ya da gelirken pizza almalarını söyleyin. Benim seçimim bu olur, kimsenin zehirlenmesini istemeyiz)

11 Ocak 2015 Pazar

 KAÇIŞ ADASI - MARİANNE de PİERRES

Esaret'ten sonra zaman kaybetmeyip bu kitaba başladım. Yine farklı bi konu, bakın bu sefer dil de güzeldi :) Bunda ise tek sıkıntı bitmek bilmeyen yazım yanlışlarıydı. Kitabın 231. sayfasının son satırında "Suki, is it?" yazıyordu. Okuduktan sonra anlam veremeyip tekrar okudum acaba ben mi yanlış okudum diye. Bu sanırım şuana kadar gördüğüm en beter çeviri yanlışıydı :D onun dışında kitap gayet heyecanlıydı, durağan değildi ve dilide akıcıydı.Kitap, Retra ve Naif olarak iki bölümden oluşuyor ve şahsen ben beğendim. Şimdii spoiler (bu seferkinin daha az olması umuduyla) içerikli konumuza geçelim :D 
Retra, Güney Mührü'nde ailesi ile yaşıyor. Ait olduğu toplumun katı kuralları var ve onlarda eğlenmek yasak hatta kitap okmak bile yasak. Abisi 2 yıl önce Ixion Adası'na kaçar. Ixion Adasında partiler hiç bitmez ve güneş hiç doğmaz sadece gençler alınabilir ve kurallar yoktur tek amaç haz almaktır (ya da onlar öyle sanır). Retra, abisini bulmayı ve onunla birlikte eve dönmeyi ister. Bu yüzden iki yıllık "acı çalışmaları"nın ardından evden kaçar ve Ixion Adasına gelir. Yolculuk epey zorlu geçer Ruziala'nın gemisi onlarınkini işgal eder. Cal ve Markes ile tanışır. Cal onun mühürlü olduğunu hemen anlar ve onu aşağılar, Markes ise ona yakın davranır ve bu onun için ilktir. Retra napacağını bilemez. Markes'e sığınır ve Markes hem Cal'ı hemde Retra'yı korur. Ada girişinde Bant takım sırasında iken Rollo ile tanışır. Ama Retra'nın daha önce abisi dışında hiç arkadaşı olmamıştır. Rollo onun arkasını kollar ve ona yardım eder. Retra bundan ürker ve ondan da uzaklaşır birkaç gün olayları anlamak için yalnız takılır o sırada bir başka yeni dostu Suki ile tanışır. Suki'nin yanında kendini daha rahat hisseder. Hatta partiye gitmeye bile ikna olur. Rollo ile karşılaşırlar ve Rollo, Suki'den hoşlanmaya başlar. Retra onları yalnız bırakmak için uzaklaşır. Birden bir Erginin (muhafızın) bir kıza saldırdığını görür. Bunun üzerine yasak olsada ergine saldırır. Sırtında sandalye parçalar. Ergin kızı bırakıp Retra'ya saldırır ve onuda Erginlerin lideri Lenoir kurtarır. Bu olay herkesin dikkatini çeker. Lenoir kızı tedavi eder ve Retra iyileşir. Artık bir mühürlü değildir. Kendini eskisi gibi hissetmez ve kendine yeni bi Ixion ismi takar. Naif.. Lenoir ile bağlanmıştır. Naif kendi bölümüne giderken K"risten-bell (retra'nın kurtardığı kız) Naif'e sarılır ve onun her zaman arkasında olduğunu söyler. Kristen-bell, Kanatlar grubunun lideri Kero ile çıkıyordur bu yüzden Kero, Naif'e onların grubuna katılması için teklif sunar. Naif bunu kibarca reddeder. Ama bu işten bu kadar çabuk kurtulamaz. Erginler onu her daim izler. Naif buraya sadece eğlenmek için gelmediğini belli etmeye başlıyordur. Bu yüzden arkadaşlarına partiye gitmeyi teklif eder. Partide abisi Joel'i görür ama abisi ona uzaklaşmasını ve hiçbir şeye burnunu sokmamasını söyler. Abisi, yeni adıyla Clash, Dark Eve ile birliktedir. İsyancıdır. Abisi ile konuştuktan sonra dışarıda Naif'e onu taa bant girişiden beri takip eden gece yaratığı saldırır -Leyste-. Yine onu Lenoir kurtarır ve gece yaratığını öldürür. Bunun üzerine diğer gece yaratıkları sinirlenir çünkü Lenoir de bir gece yaratığıdır. Kendi türünden birini öldürmüştür. Bunun üzerine erginler toplantı yapılması kararı alırlar. Brand (retra'ya saldıran ergin) Lenoir'in liderliğini almak ister bu sırada toplantıda kavga çıkar. Naif bu fırsattan yararlanarak Ruziala'yı yakalamak için yem olarak kullanılacak olan Markes'ida kurtarır ve kaçarlar. Suri, Rollo ve diğerleri ile buluşur bu sırada gece yaratıkları etraflarını sarar. Savaşamayacak kadar fazladırlar bu yüzden bizimkiler kiliseye sığınırlar ama orada da çok kalamayacaklarını fark ederler. Lenoir onları bulur ve Naif'e, Ruzulia ile kaçmasını çünkü gece yaratıklarının Leyste'nin hayatına karşılık onunkini istediğini söyler ve Leonir'in onu koruyacak gücü yoktur. Naif'in bandını iptal etmişlerdir çokta bi şansı yoktur böylece Markes ile Ruziala'nın gemisine binerler ve yaşadıklarını Ruziala'ya anlatır. Gençlere yaşları dolunca ne olduğunu (gece yaratıkları tarafından yaşam enerjileri tükenene kadar emilirier), Erginlerin amaçlarını, kısacası bildiği her şeyi anlatır ve bunu Rollo için, Suki için ve diğer tanıdığı herkes için yapar...

Kitap burada bitiyor. Devamı daha türkiye'de basılmadı ama eğer basılsaydı kesinlikle daha heyecanlı olacağını düşünüyorum. Cidden tam yerinde bitirdiler :( Eğer kitaba rastlarsanız ve boş zamanınızda varsa okumanızı tavsiye ederim ^.^ :*


  AKMAR'IN FAYDALARI :)

Eskiden hep D&R ve Nezih'ten kitap alışverişi yapıyordum takii bu yaza kadar şuan kendime büyük kitap alışverişini buralardan yapmak ne kadar saçmaymış diyorum. Haziran ayında sadece 6 kitaba 120 lira vermiştim, Akmarda ise şu gördüğünüz 12 kitaba sadece 95 lira verdim. Evet belki ben 2.el sevmem diyenler çıkar aranızda bende öyle diyordum ama sizde bir kitap kurduysanız ve size de kitap dayanmıyorsa farklı yollar düşünmek gerek derim. Benim 2 yolum var: 1) İNTERNET 2)AKMAR.. Bazende işte indirimli kitapçılar :) Ha "hiç mi D&R'dan Nezih'ten falan almıyorsun?" derseniz, tabi ki alıyorum ama toplu kitap alışverişlerinde internet benim favorim :) Yoksa güzel kitap buldun mu direk alacaksın diye düşünenlerdenim ^.^ Bugün ise Akmar'da dolaşırken Üç ile Aşkın Müziğini buldum - yıpranmamış ve korsan değil, bence harika- nasıl aldığımı bilmiyorum sanırım bi teyzeyi ezdim.. Böylece konuşmaya başladık. Ah evet o teyzeyi size anlatmak istiyorum çünkü Vampir Akademisi serisini bitirip, Labirent serisinin ise sadece Son İsyan kitabını okumamış bi teyzeydi. Kendine yeni farklı konulu kitaplar arıyordu. Biraz daha sonra size son okuduğum kitabın -Kaçış Adası- yorumunu da yazıp paylaşacağım o zamana kara bence bi' düşünün :) 

7 Ocak 2015 Çarşamba

   ESARET - ELENA JOHNSON

Blogumda aktifleşmeye karar verdiğim için artık okuduğum diğer kitaplarıda buradan yorumlarımı paylaşacağım eğer ilgi olursa önceden okuduğum kitaplarıda tekrar paylaşırım ve bunu büyük bi mutlulukla yaparım :) Evet şimdi gelelim kitaba konusu beni cidden etkiledi. Klasik bir konu değil cidden yaratıcı ve durağanlık yok. Kitap gizemli ve merak uyandırıcı. Benim için tek sıkıntı anlatımdı. Belki de sadece bana olmuştur bilmiyorum ama kitabın başları uzun ve gereksiz anlatımlarla doluydu ve bazen okurken "hobaa nereye geldik? Noluyor?" diyebilirsiniz. Bu yüzden bazı kısımlar havada kaldı ama er ya da geç konu anlaşılıyor. Kitabın arka kapağı çok iddialı, cidden konusuda güzeldi, farklıydı. Dex Yayınlarından kötü kitap çok beklemiyorum zaten. Favori karekterim Jag'di. Jag kötü çocuk tabi ki. Kitapta gelişen olayları anlatıcam size ve umarım beğenirsiniz çünkü bu benim için bir ilk :) ve bu arada bundan sonra yazdıklarım spoiler içerir! Vi'nin bildiği iki dünya var. İyiler ve Kötüler. Vi, Zenn ile iyilerin dünyasında yaşıyor ve ikiside birbirlerine deliler gibi aşık. Tek sorun İyiler Dünyasında bi erkekle bu kadar yakınlaşmak yasak. Gece Zenn ile buluşmaya parka gider -ki gece dışarı çıkmakta yasak- ve yakalanır. Yargılanmayı beklerken hücrede Jag ile karşılaşır ve her şey değişir. İkisi birbiriden güç alarak kurtulur ve kayıp sandığı babasından kaçarlar ve beyni yıkanmış eski sevgilisi Zenn'den de. Jag ile yakınlaşırlar ve birbirlerini tamamladıklarını fark ederler kısacası birbirlerine aşık olurlar fakat ortada binlerce yalan ve sırlar vardır. Vi'nin özel güçleri gibi. Babası da bu güçlerin peşindedir lakin tek gücü olan insanlarının bi sözüyle davranışını etkileyen Vi değildir. Jag'de de buna benzer bir güç vardır. Kısacası ikiside değerlidir. Vi seçim yapmak zorundadır. Kontrol et ya da etme. Yalnız ya da birlikte. Zenn ya da Jag. Görev ya da ölüm. Spoilerin babası geliyor dikkat edin... Vi kararını verir. Jag'ı kurtarır ama üzlmeyin! Zenn'in hayatı kesinlikle Jag'inkinden daha iyi olur. işten zararlı çıkan tek kişi Vi'dir. Çünkü babası jag'ı unutmasını sağlamıştır ve Vi aşık olduğu adamı ne kadar dirense de unutur sabahları Bay Boşluk ile ilgili rüyalar görür. Zenn'in onu öpmesi onun için bi anlam ifade etmez. Kalbi diğer adam için çarpıyordur ve onu bulmak için yanıp tutuşuyordur.

Eveeet ilk yorumum böylece biter umarım beğenmişsinizdir. Eğer beğendiyseniz lütfen bana yazın yorumlarınız benim için çok değerli :)

6 Ocak 2015 Salı

D&R'ın büyük yaz indirimini kaçıran var mı bilmem ama ben kaçırmıştım. Sadece 2 kitap almıştım o günden beri kendime italyanca küfürler ediyorum, şans eseri Migrosta gezerken bir de baktım ki Dex kitapları indirimde. Bulduğum bütün kitapları aldım. Tabi ki çok kitap kalmamış ve Kozzy'deki bölümüde çok küçüktü. Esaret'e başladım ama umduğum gibi gitmiyor fazlaca karışık. Umarım ilerde olayların hepsi çözülür.
Tekrar merhaba arkadaşlar, uzun zaman oldu biliyorum bende arayı bu kar açtığım için üzgünüm o kadar çok şey var ki bi türlü zaman bulamadım, Umarım artık daha aktif olabilirim :) Sizinle yılbaşı hediyelerimi paylaşmak isityorum. Kendimi şımartıp bi sürü kitap aldımmm ^.^  the 100 ve Yabancıyı okuyabildim sadece ama diğerlerinide okumak için sabırsızlanıyorum. Bu arada Kaptan Amerika kalkanından bahsetmiyorum bile. Kitap yorumlarınada yakında başlayacağım :)